16 Ağustos 2015 Pazar

16 Ağustos 2015 Pazar




Gün Enerjisi ( Numeroloji ) : 23 / 5

Günün Rehber Kartı ( Taroloji ) : Şeytan

Güneş : Aslan

Ay :  Başak

Gün Yöneticisi: Güneş

Bugün gün titreşimi bize ‘’ Bil ki sınırların olduğu yerde yaşam vardır ve insan bu sınırların ötesindeki yaşama yürüdüğünde, şayet bu yaşamda kontrol kurulabilmişse, orada cennet vardır ve cennete varan barışın ışığını yakmış olandır. ‘’ diyor. Nedir cennet? Korkunun ötesidir. Nedir barış? Yaşam ile bütünlenebilmiş olmak demektir.

İnsan mutlak ki sırdır; bununla birlikte bizim yaşam yolculuğumuz bu sırrın perdelerini aralayabilecek güçte olandır. Gündüz ve gece vardır ve her biri birlikte çalıştığında, insan yolculuğunun bütünlüğünü yaratır. Işık ve karanlık! Bizler her birinin yaratığı ışığın toplamıydık. Bildiklerimiz, bilmediklerimiz; bildiklerimizi bilmediklerize giden yol yaptığımızda, hak ettiğimiz cennetin kapılarını araladık.

Bir kovan ve bir kovulan olduğuna inandırıldık; bununla birlikte kovan kendini kovmuştur ve hatırlayan, yaşamın ışığını bulmuştur. Yaşam kovulduğumuz değil, hak olup aldığımız bir ışıktır. Burada olmak ayrıcalıktır. Burada olmak, cesarettir. Burada olmak, sevginin kalbinde olmak demektir. Burada olmak, anlamı çözüldüğünde bizlerle bütünleşebilir.

Bugün Ay başakta seyrediyor, mantık ve akıl ön plana çıkıyor. ‘’ Aklın yolu birdir. ‘’ dediğimiz bir gündeyiz ve bizim o birliğin farkına varmamız gerekiyor. Bugün yapılacak olan gelişim çalışmaları çok iyi sonuçlar verir. Her türlü temizlik lehimizedir. Başak dünyayı derleyip toplamakla görevlidir; bununla birlikte buna kaptırıp kendini dağıtmaması da önemlidir. İşte burada sınırları koymak gerekecektir.

‘’ Senin gelişimin benim gelişimimdir ve benim bendeki gelişimim mutlak olduğunda, bu tüm yaşamın ışığını hak edişidir ve hak eden alır, hepsi bu! ‘’ Yolculuğumuzdaki bütünlüğü fark etmek kadar, bu yolculukta benliğimizi keşfetmiş olmak da önemlidir. Ben kimim? Benim sınırlarım neler? Nerede kendimim? Nerede potansiyellerimi ışığa dönüştürebilmekteyim? Nerede sessizim ve nerede yaşamla sesleştim? Sesleşmek nedir? ‘’ Ben buradayım ve bunun anlamının farkındayım ve buna teşekkür ederim. ‘’ demektir.

Rehber kartımız cuma günü olduğu gibi ‘’şeytan’’ ve anlaşılan ‘’şeytan’’ tekrar gelerek görevini tamamlamak istiyor. Yaşamda onun ne anlama geldiğinin farkına varmak çok önemlidir. Bizi yöneten öfke ve bunu besleyen korkuysa, gerçek değiliz, sadece sürünmekteyiz. Bizi yöneten artık bizim yöettiğimiz akılsa; hoşgeldiniz, cennetteyiz!

 Yaşamının ipleri senin elinde mi? Bunlar senin yaratabilmiş olduğun şartlar itibariyle şimdideki bilinçli seçimlerin mi? Ne kadar farkındasın her şeyin ve bunun için ne yapabildin? Kendine ne kadar fırsat verdin yüreğinin sesini duyabilmek için ve onun gücünün ne kadar farkına varabilmektesin?

Zihin sabote eder. Onun hep kuşkuları vardır. Olumsuz deneyimler onu hep benzer sonuçların akışına kışkırtır; bununla birlikte yürek cesaretle uyanır ve onda aklın ışığı yandığında, o artık cennetin kalemi olup yazmaktadır. Her şey nasıl olursa olsun, her şey içeriden dışarı taşandır, sizin oluşunuz emin olun ki önce sizi, sonra yaşamı kurtarır.

Cuma ‘’şeytan’’ bize rehberlik etti, sizin nasıldı bilmiyorum; ama benim o gün sınırlarım epey zorlandı ve esneyerek, irademi de koruyarak kontrol kurmam gerekti. Dün rehber kartımız ‘’güneş’’ti ve dün benim için güçlü bir gündü. Yüreğime ışık doğdu, özellikle akşam saatlerinde ve o dönem Venüs- Güneş kavuşumu ile Merkür- Pluto üçgeni gerçekleşiyordu.

Bugün tekrar ‘’şeytan’’ karşıma dikildi ve ben şu an onun daha farklı bir görev taşıdığını düşünüyorum. Dün gevşedik ve bugün hatırlayabilmeliydik. Neyin önceliğimiz olduğunu bilmeliydik. Sınırları hep bilmeli ve bu sınırlar dahilindeki özgürlüğü yaratabilmeliydik. Sınırsız olmak, özgür olmak demek değildir. Sınırların gücünü elimizde tutuyor olmak, gerçek özgürlüğün kendisidir.

Bugün hatırlamamız gereken, sorumluluk yaşamda daimidir. Uyumak bile aslında uyumak değildir. Yaşam rüya boyutlarda da devam etmektedir. Bize düşen gölgelerimiz ardındaki ışığı bulabilmektir. Öfke dediğimiz, aslında bizi korumakla görevli bir gücün kontrolden çıkmış halidir. Önümüzü görelim; bununla birlikte saldırmak yerine yönetmeyi tercih edelim. Bastırmak yerine, onunla iletişim kurabilelim ve onun tamamen kendimizde cevapları olan bir gerçeklik olduğunu fark edebilelim.

Merkeze gelmeliyiz. ‘’ Kim ne yaptı ve neden? ‘’ yerine ‘’ Ben ne yaptım ve şimdi ne yapabilirim? ‘’ sorusunu sorabilmeliyiz. ‘’ Bundan daha iyi nasıl olur? ‘’ Aha yaşamın ışığını yakacak soru budur; bununla birlikte cevaplar ‘’ O şöyle şöyle yapsa/olsa… ‘’ değil, ‘’ Ben şunun, şunun farkına varıp kendi yaşamımın gücünü ele almak için şunu, şunu, şunu yaparak başlamalıyım. ‘’ şeklinde olmalıdır.

Her şey berbat gözükebilir; bununla birlikte emin olun insan, her durumun üstesinden gelebilir ve bunun içinden çıkabildiği gibi bunu bir şansa da dönüştürebilir. İnsan sonsuz yaratıcı gücün kendisidir ve emin olun içinde bulunduğumuz her hikaye aslında bizim inşa ettiğimizdir ve mutlaka bu yapı, güçlü bir yaşamın temelleri olabilecek güçtedir.

Bazen durmak, bazen harekete geçmek gerekir. Şu an nerede olduğumuzu yalnızca yüreğimiz bilir. Onun sesini duymak için  öfke ve korkunun ötesindeki şehirlere varmak gerekir. Vatan oradadır ve oraya vardığımızda, yaşam da bize sesini duyuracaktır. Şimdilik bu!

Sizi seviyorum,

Hüseyin Akdağ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder